Ekran goruntusu 2025 11 20 205021

Hammurabi Kanunları: Hukuki Yapısı, Sosyal Stratifikasyon ve Tarihsel Önemi

Hammurabi Kanunları, Babil Kralı Hammurabi tarafından M.Ö. 1760 civarında oluşturulan, antik Mezopotamya’nın en kapsamlı ve en iyi korunmuş yasa derlemesidir. Yalnızca bir cezalar listesi olmanın ötesinde; dönemin sosyal yapısını, ekonomik ilişkilerini ve devlet anlayışını yansıtan bu metin, hukuk tarihinde sözlü gelenekten yazılı kodifikasyona geçişin en güçlü simgelerinden biri kabul edilir. Kanunlar, devlet otoritesinin merkezileşmesi ve adaletin ilahi bir temele dayandırılarak meşrulaştırılması açısından siyasi bir manifesto niteliği taşır.

Tarihsel Bağlam ve Keşif

Eski Babil İmparatorluğu’nun altıncı kralı olan Hammurabi (M.Ö. 1792–1750), Mezopotamya’daki şehir devletlerini tek bir merkezi otorite altında birleştirmiştir. Bu siyasi birliğin sürdürülebilir olması, standartlaştırılmış bir hukuk sistemini zorunlu kılmıştır.

Kanun metni, 2.25 metre yüksekliğinde siyah diyort (bazalt) bir stel üzerine Akatça ve çivi yazısı ile kazınmıştır. 1901 yılında Fransız arkeolog Jean-Vincent Scheil tarafından, bugünkü İran sınırları içerisindeki Susa’da (Elam başkenti) bulunmuştur. Stelin üst kısmında, Kral Hammurabi’nin adalet tanrısı Şamaş‘ın huzurunda durduğu ve yasaları ondan aldığı betimlenir. Bu ikonografi, yasaların insan yapımı değil, ilahi kaynaklı olduğunu vurgulayarak halk üzerindeki itaat gücünü artırmayı amaçlamıştır.

Hukuk Felsefesi ve “Lex Talionis” İlkesi

Hammurabi Kanunları’nın temelini, Latince “Lex Talionis” olarak bilinen “kısas” ilkesi oluşturur. Bu ilke, failin mağdura verdiği zararın aynısıyla cezalandırılmasını öngörür (“Göze göz, dişe diş”). Ancak bu eşitlik mutlak değildir; cezanın niteliği, tarafların sosyal statüsüne göre değişkenlik gösterir.

Sosyal Sınıflar ve Cezai Eşitsizlik

Babil toplumu hukuki açıdan üç ana sınıfa ayrılmıştır ve cezalar bu hiyerarşiye göre belirlenir:

  1. Awilum (Hür İnsanlar): Toprak sahipleri, bürokratlar ve rahiplerden oluşan üst sınıf. Kendi sınıflarına karşı işlenen suçlarda kısas uygulanır.
  2. Mushkenum (Halk/Bağımlılar): Saraya veya tapınağa bağlı çalışanlar, zanaatkarlar. Bu sınıfa verilen zararlar genellikle gümüşle tazmin edilir.
  3. Wardum (Köleler): Efendisinin malı sayılan en alt sınıf. Bir köleye verilen zarar, sahibine ödenen tazminatla karşılanır.

Örneğin; bir Awilum, başka bir Awilum‘un gözünü çıkarırsa kendi gözü çıkarılır. Ancak bir Mushkenum‘un gözünü çıkarırsa, sadece bir miktar gümüş (genellikle bir mina) ödeyerek cezadan kurtulabilir.

Kanunların Kapsamı ve İçerik Analizi

Toplam 282 maddeden oluşan (bazı maddeler silinmiştir) metin, modern hukukun ceza, ticaret, aile ve idare hukuku gibi farklı alanlarını kapsar.

  • Ticaret ve Ekonomi: Faiz oranları, borç ilişkileri ve fiyat kontrolleri sabitlenmiştir. Tüccarların ve aracıların sorumlulukları netleştirilmiştir.
  • Mesleki Sorumluluk: Tarihin bilinen en eski “mesleki ihmal” cezaları bu metinde yer alır. Örneğin, bir mimarın yaptığı ev çöküp ev sahibinin ölümüne neden olursa, mimar idam edilir. Bir cerrahın hatası sonucu hasta ölürse veya uzvunu kaybederse, cerrahın elleri kesilir.
  • Aile Hukuku: Evlilik, boşanma, miras ve evlat edinme konuları detaylıca işlenmiştir. Kadın hakları sınırlı olmakla birlikte, çeyiz hakkı ve belirli durumlarda boşanma talep etme hakkı yasal güvence altına alınmıştır.
  • Tarım ve Sulama: Mezopotamya’nın can damarı olan sulama kanallarının bakımı hayati önem taşır. İhmali sonucu tarlaları su basmasına neden olan çiftçi, komşularının zararını tazmin etmek zorundadır.

Sümer Hukuku ile Karşılaştırma

Hammurabi Kanunları, tarihteki “ilk” yazılı kanun değildir; Sümerlere ait Ur-Nammu (M.Ö. 2100) ve Lipit-İştar kanunları daha eskidir. Ancak Sümer hukuku genellikle “tazminat” (para cezası) esaslıyken, Sami kökenli Babil hukukunda (Hammurabi) bedensel cezalar ve ölüm cezası (idamın 30’dan fazla türü mevcuttur) çok daha yaygındır. Bu durum, dönemin artan sosyal huzursuzluklarına karşı devletin daha sert bir otorite kurma ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Sonuç olarak Hammurabi Kanunları, keyfi uygulamaların önüne geçerek “kanun devleti” anlayışının tohumlarını atmış, suç ve ceza kavramını devlet tekeline alarak kan davası gibi ilkel uygulamaları sona erdirmeyi hedeflemiştir. Kendisinden sonra gelen Hitit hukuku ve İbrani hukuku (Tevrat/Musa Kanunları) üzerinde derin etkiler bırakmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir